24 Oca “Yobaz” NerdenGeliyo?
Hokkabaz, sihirbaz, cambaz...
Hokkabaz, sihirbaz, cambaz...
"Folklor" dendi mi yerinde duramayan bir milletiz: Horon, Halay, Zeybek...
"Eee, para parayı çeker"...
Tereyağ, peynir, mısır, sosis, zeytin, bezelye, kısır, turşu...
"Betonlaaar duvaraa, duvarlaaar katlaraa, katlar apartmaanaa, dönmeli yurdumda!". "Müteahhit" çok mühim bir kişidir. "Müteahhit" deyince akan sular durur, çimentoyla karılıp beton olur. İşin gerçeği o beton, o bina "mimar" ve "mühendis"ten soruluyor, soran da "müteahhit" oluyor. İnşaatın bu kutsal üçlüsünün isimleri Arapça'dan gelmiş. Her bir ismin başındaki "mü/m(i)"...
"Cibilliyet". Tam gazete ismi olacak bir kelime değil mi? Her gün her eve bir ekmek, bir de Cibilliyet girseydi bu halde olur muyduk? En çok "cibilliyetsiz" şeklinde, bazen de daha okkalı sözlerin içinde duyduğumuz "cibilliyet" kelimesi Arapça kökenli. Bu dilde "yaradılış, huy" anlamına gelen "cibilla", "dökmek, şekil vermek" anlamındaki...
"Sinsi" kelimesi kendini ses olarak çok iyi anlatmıyor mu? Böyle sinsi sinsi, alttan alttan, fısıltıyla söylenesi bir hali var. Türkiye Türkçesi'ne ait "sinsi"nin kökünde, Eski Türkçe "sinmek" fiili var. "Saklanmak, içine girmek, nüfuz etmek" anlamına gelen bu fiil ayrıca isim olarak "mezar, gömüt" anlamına geliyor. Kimi kaynaklara* göre...
"Süveter" giyme huyunuz var mı? Hani şu çaktırmadan acayip ısıtan kolsuz kazaktan bahsediyoruz. "Kolsuz" derken biz Türkçe konuşanlar için "kolsuz". Zira "süveter" kelimesi anavatanında "kolsuz kazak" anlamına gelmiyor: İngilizce'de "terlemek" anlamındaki "to sweat" fiilinden türetilmiş "sweater", "terleyen kişi" veya "terleten giysi" anlamına geliyor. İngilizlerin "sueta" gibi-gibi telaffuz...
“Osuruktan tayyare, selam söyle o yâre” ya da İngilizce çevirisiyle "Airplane out of fart, say hi to that sweetheart"...
Endişeleriniz mi var? İç sesiniz "ya öyle olursa", "ya şöyle olursa" içinizi mi kemiriyor? Kulak vermeyin, rahatlayın biraz yahu...
Propaganda hiç hoş bir şey değil...
Kıtıpiyoz, kıtipiyöz, kıtıpiyos, kıtipiyös...
Dağlar kıyıya paralel, kışlar ılık ve yağışlı, ardülkesi o biçim. Dikitler, sarkıtlar, izohips izobatlar, horst ve graben kardeşler. "Coğrafya" ve "kopya" kelimeleri ne kadar da kafiyeli değil mi? Lise dersi oldu mu bol ezber, bilim oldu mu insan ve çevresi hakkında bol ipucu içeren "coğrafya" nereden gelmiş? İngilizce'deki...
"Patavatsız"ın nereden geldiğini bilmiyoruz. Diyeceksiniz "e o zaman niye 'patavatsız' kelimesini seçtiniz"? Patavatsızız da ondan. Aklımıza geleni düşünmeden yazıveriyoruz. Dilimizde bazı esrarengiz kelimeler var. Mesela geçenlerde işlediğimiz "mutlu". "Mutlu" olmak için "mut"u arayan "mutsuz" kalır çünkü böyle bir kelime yok. Yani en azından "mutluluk" ile alakalı...
Şişli'de bir apartıman / Yoksa eğer halin yaman / Nikel-kübik mobilyalar / Duvarda yağlı boyalar...
"Vatman" kelimesini duyunca sizin de aklınıza "Batman" geliyor mu? Süper kahraman olan değil ama, şehrimiz olan Batman. Tıpkı onun gibi "vatman" da böyle Anadolu'nun bağrından kopup gelmiş gibi durmuyor mu? Kodaman, şişman, uzman, vatman...
En çok kimi seviyorsunuz? Uğruna gözünüzü kırpmadan kendinizi feda edeceğiniz birileri var mı? Emin misiniz? O zaman siz "diğerkâm" bir insansınız. Artık pek duymadığımız bu Yeni Osmanlıca kelime, Farsça'da "başka(sı)" anlamına gelen "digar" ve "seven, sevgi, arzu" anlamındaki "kâm" kelimelerinden oluşuyor. Fransızca kökenli "altrüist" ve Öztürkçe...
"Eyvallah"ın nereden geldiğini zaten biliyorsanız eyvallah. O zaman size şimdiden eyvallah. Ama "ben yine de okurum" diyorsanız, eyvallaaah! Dilimize pelesenk ettiğimiz "eyvallah" tam bir joker kelime: "iyi", "güle güle", "tamam", "teşekkürler"...
"Stil sahibi" bir insan mısınız? Bazı tabirlerimiz ne garip, değil mi: "Stil sahibi"...
"Şiddetle kınıyorum, şiddetle ıkınıyorum, yoktur başka yorum" diyordu gencecik yaşta yitirdiğimiz rahmetli Gökhan Semiz, 90'larda Türkiye'yi güldürürken dansettirmiş Grup Vitamin'in bir şarkısında. "Ikınma"yla en azından beyhudelik açısından benzerlik gösteren "kınama"nın, yapı olarak bu fiille alakası yok. Arapça kökenli "kına"yla da yok. Ama "bıçak veya kılıç kılıfı" anlamına gelen...
Yılın ilk ayı "ocak", aynı zamanda adları 1945'te çıkan bir yasayla Türkçeleştirilen dört ardışık ayın sonuncusu: "Ekim", "kasım", "aralık" ve "ocak". İlgili maddeleri okuyanlar hatırlayacaktır ki, "ekim" adı "teşrin-i evvel"in, "kasım" adı "teşrin-i sani"nin ve "aralık" da "kânûn-i evvel"in yerini almış. Aynı mantıkta ilerlediğimizde, kadim...