“Uzay” NerdenGeliyo?

Pandemi ve ekonomi gibi iddialı kelimeleri sollayıp gündeme yerleşen kelimemize hoş geldiniz: UZAY!


Malum, uzay diğer tüm gündemlerimizi kapsayabilecek kadar büyük. Uçsuz bucaksız, sonsuza “uzayıp” giden bir boşluk. 


Zaten “uzay” da bu “uzama”, “uzağa doğru gitme” fikirlerine bağlanan, Yeni Türkçeye ait bir kelime. Kültür Bakanlığı tarafından 1937’de yayımlanan ve Mustafa Kemal Atatürk imzasını taşıyan “Geometri” kitabında yer almış, bu bağlamda “mekân”ı anlatmış gencecik bir kelime.  


Bilim dilini Türkçeleştirme, daha sade ve anlaşılabilir kılma çalışmalarının bir ürünü olan “uzay” kelimesi; bir sürü yeni bilim terimi ile birlikte girmiş hayatımıza: Boyut, yüzey, düzey, çap, kesit, yay, çember, teğet, açı, taban, eğik, üçgen, dörtgen, beşgen, eşkenar, ikizkenar, artı, eksi, çarpı, bölü, toplam, oran, orantı, varsayı, gerekçe…


Arapça kökenli “mêkan” kelimesi, “var olunan” yeri anlatıyor. “Feza” ise “açılan, yayılan” geniş alanı. Biz “uzay” kelimesini her iki anlamda da kullanıyoruz. Şu an gündemimizdeki anlamı: Feza!


Kolay, kuzey ve güney gibi kelimelerde rastladığımız bir ek olan “-ey, -ay”ı içeren “uzay”ın kural dışı bir şekilde türetildiği düşünülüyor. Zira bu ender rastlanan ek, normalde fiile değil isme ekleniyor (bkz: kol+ay, kuz+ay, gün+ay). 


“Az gittim uz gittim” tabirinde rastladığımız; “uzak”, “çok” şeklinde yorumlanabilecek “uz” kelimesine bağlı düşünmek de mümkün “uzay”ı ve “uzama”yı. 


Sonsuz boşlukta uzayan bu kelimeye benzeyen ama farklı kavramlardan doğan şu kelimelere bakmanızı öneririz: evren ve kâinat. Hatta bonus olarak: vakum ve boş.


*Photo by Rakicevic Nenad from Pexels
**Kaynaklar: Kubbealtı, Nişanyan, Gülensoy ve TDK sözlükleri; Zeynep Korkmaz, Türkiye Türkçesi Grameri