"Utanc" NerdenGeliyo?

“Utanç” NerdenGeliyo?

İnsanın yüzüne kıpkırmızı vurabilecek kadar kuvvetli bir duygu olan “utanç“, sosyal bir olgu. Kendimizi “suçlu” veya “pişman” hissetmek için başkalarına ihtiyaç duymasak da, utanırken kendimizden beklediklerimiz ve çevrenin hakkımızda düşündükleri arasında paramparça oluruz. Bu his insanı yalnızlığa, yabancılaşmaya, aşağılık duygusuna veya yıkıcı bir mükemmeliyetçiliğe itebilir.

Türkçe bir kavram olan “utanç“ın kökündeki “ut“, “utanma duygusu” anlamını taşıyor ve bazı Anadolu ağızlarında “saygı, terbiye, ar” anlamında da kullanılmış. Aynı köke sahip “uvut” kelimesi “edep yeri“, “uvutsuz” ise “edepsiz” anlamına geliyor. “Utanç“ın İngilizcesi “shame” (tr. okunuşu: “şeym”) kelimesinin “örtmek” anlamındaki “skem” kökünden gelmesi de, utancın beden ve cinsel bölgelerle bağdaştırılmasının bize özgü bir durum olmadığını gösteriyor.

Utanç sembolu
Francis Goya’nın 1814-23 yılları arasında çizdiği “Başka Bir Yerde Doğmuş Olduğu İçin” adlı skeçte, İspanyol Engizisyonu tarafından “utanç”la cezalandırılan bir kişi görülüyor. Benzer bir külah, Avrupa’da “utanç sembolü” olarak yaramazlık yapan çocukların kafasına da geçiriliyordu.

Yaptığımız bir şeyden veya düpedüz varoluşumuzdan utandığımızda bu “gerçek utanç” oluyor. Hakkımızdaki gerçek olmayan bir yargının yarattığı duyguya “sahte utanç“; insanlardan sakladığımız bir durumun yarattığına ise “gizli utanç” diyebiliriz. “Utanç“ların en beteri ise, her türlü çocuk istismarının, ensestin sebep olduğu; kurbanda ömür boyu sürebilecek travmalar yaratan “toksik utanç“. Bu utanca “toksik” yani “zehirli” denmesinin sebebi, toksinin maalesef başka çocuklara da bulaştırılma ihtimali  olabilir mi dersiniz?

Son olarak bir de, insana ve yaşama değer veren, aklı başında her insanın bugünlerde şiddetle hissettiği “temsili utanç” var: Yani başka birinin eylemlerinden, varoluşundan utanmak. İnsan dediğimiz canlıda “utanma” duygusu olmalı ve körpe yaşamları sonsuz bir “utanç” ile zehirlememeli. 😡