"Önder" NerdenGeliyo?

“Önder” NerdenGeliyo?

Başındaki “ön” hecesi kökenini ele verse de, “önder” kelimesi Orta Asyalı değil, Anadolulu. 1934 civarında, Dil Devrimi* sırasında türetilmiş.

Kimileri onun İngilizceleader” (tr. lider) kelimesinden esinlenerek türetildiğini söylemiş. “To lead” fiili “önde gitmek” kavramından doğduğu için bu doğru olabilir. Fakat Türkçe halk ağızlarında “öndelemek” diye bir fiil de var; “çağırmak” anlamında. “Önder” de haliyle, “önde gidip, çağıran” oluyor. 30’ların Cumhuriyet aydınları muhtemelen hem “öndelemek“ten, hem de “lider“den haberdarlardı “önder” gibi kolay anlaşılan bir kelime türetirken.

ondero
Sizce hangisi “şef”, hangisi “lider”? Hangisi “reis”, hangisi “önder”?

Anlam olarak “lider“e benzeyen “önder“, Fransızca “baş, kafa” kavramından gelen “şef“ten, Farsçagüç” fikrinden gelen “şah“tan ya da Arapçabaş” olan “reis“ten hayli farklı. Bir topluma “şah” olup hükmetmek ya da “şef“, “reis” gibi “baş” olup onu kendi vücuduymuş gibi yönetmekle; “önder” olup zorlukları ilk göğüsleyen olmak, açtığı yola halkını çağıran olmak, hiç aynı kefeye koyulabilir mi?

Mesela Atatürkşef” değil “lider“di; ilk “önder“di. Dünyanın süper gücüne paranın gücüyle “başkan” olmamıştı, Avrupa’nın “hasta adam“ını işgalden, cephede “gazi” olarak kurtarmıştı.

Sakarya
Komutan Mustafa Kemal’in “Gazi” ünvanı aldığı 1921 Sakarya Meydan Muharebesi, Osmanlıların 1683’teki II. Viyana Kuşatması’yla başlayan geri çekilmesini tam 238 sene sonra durduran savaş olmuştu.

Savaşta “önder” olmak her yiğidin harcı değil. Hele barışta olmak, hiç mi hiç değil. Hadi toprak savaşla kurtarılır; ya onu kurtaran halk neyle kurtarılır? On kişiden birinin bile okuma-yazma bilmediği bir toplum; bilimi, teknolojiyi parmağında oynatan rakiplerinden nasıl korur o toprağı? Nasıl işler? Nasıl yaşar?

Bu zor soruların basit cevabı başucumuzda duran 1937 tarihli “Geometri” kitabında. “Müselles-i mütesâviyül adlâ“yı bildiniz mi?… Ama “eşkenar üçgen” deyince jeton hemen düştü, değil mi? Birbirine ““, “üç” “kenar“lı bir şekil düşündünüz içgüdüsel olarak.

geom
“Geometri” kitabının 3. baskısı. Kitabın ilk versiyonunun kapağında şöyle yazıyordu: “Geometri öğretenlerle bu konuda kitap yazacaklara kılavuz olarak Kültür Bakanlığınca neşredilmiştir.” (Görsel: Vikipedi)

Kültür Bakanlığı’nın 1937‘de yazar ismi olmaksızın bastığı bu kitap, mühendisliğin temeli geometriyi bulanık Arapça terimlerden kurtarıp Türkçeleştiren; uzay, yüzey, boyut, alan, çap, açı, taban, konum, üçgen, dörtgen, köşegen, artı, eksi, çarpı, bölü, toplam gibi pek çok terimi Türkçe‘ye kazandırarak bizler için bilimin dilini anlaşılır kılan; savaşın yokluğundan Cumhuriyet aydınları yetiştirmiş bir eser.

Gizli yazarının lakabı ise “Ulu Önder“. 🌹


* Türk Dil Devrimi’nin inanılmaz hikayesi hakkında daha fazla bilgi için Geoffrey Lewis‘in “Trajik Başarı” (ing. Catastrophic Success) adlı kitabını şiddetle tavsiye ederiz.