“Labirent” NerdenGeliyo?

Fi tarihinde, Girit‘teyiz. Taht oyunlarından bezen Kral Minos, denizler tanrısı Poseidon‘dan bir işaret göndermesini istiyor: bembeyaz bir boğa. Hesapta o gelince Minos “bakın mucize boğama, nasıl da kralım!” diyecek ve sonra onu Poseidon‘a gerisin geri kurban edecek.

Poseidon, Minos‘u kırmayıp boğayı gönderiyor ama hayvan o kadar beyaz ve güzel ki, kral ona kıyamayıp başka bir boğa kurban ediyor.

Girit bogasi
Poseidon’un gönderdiği kar beyazı “Girit Boğası” denizden çıkıp gelirken. (görsel: Myoungstudios – deviantart)

Giritli‘nin suyu ısınca Poseidon da “madem öyle, al sana boğa” diyerek, kralın karısı Pasiphae‘yi bizim beyaza aşık ediyor. Tabii aşk deli şeyler yaptırır; Pasiphae de tahtadan, içi boş bir inek yaptırıyor mimar Daedalus‘a. İnek maketinin içine giriyor ve (bkz: Sansür NerdenGeliyo?).*

Aylar sonra boğa başlı, insan vücutlu bir yaratık doğuruyor kraliçe. Adı Eski Yunanca‘da “yıldızlı” anlamına gelen Asterion olsa da, o “Minotor” yani “Minos’un Boğası” olarak nam salıyor. Anne şefkatiyle büyümesine rağmen, insan yiyen bir canavara dönüşüyor.

Minotor‘dan kurtulabilmek için, bu defa Kral Minos kıyak istiyor mimar Daedalus‘tan: içine bir girildi mi çıkılamayan bir yapı. Merkezine, üvey oğlu olacak o öküz suratlıyı hapsettiği bu yapının adı “labirent” oluyor.

aster
MÖ 4. yüzyıldan kalma bir Girit sikkesi. Bir yüzünde Minotor, diğer yüzünde labirent. Labirentin ortasındaki yıldız da, bizim yıldızlı “Asterion” olmasın? 😉

Zira Minos Krallığı‘nın sembolü, “labyrs” adındaki çift ağızlı balta. Lidyalıların mirası “labyrs” kelimesinin, Eski Yunancalabyrinthos” kelimesinin kaynağı olduğu ve bu kelimenin “Çift Ağızlı Balta Diyarı” anlamına geldiği, günümüzde en yaygın teori. Efsanede bahsedilen “labirent“in Minos’un sarayı olması da muhtemel.

labyrs
“Labirent” in kaynağı olduğu düşünülen “labyrs” adlı baltalar (Kandiye Arkeoloji Müzesi, Girit – görsel: Wikipedia)

Efsane demişken; Minos, Minotor‘u hapsetse de kurtulamıyor: Öz oğlu Androgeus‘un canını Atinalılara kaptırıyor. Lanetlenen Atinalılar da, Minos‘un labirentine periyodik olarak yedişer bakire ve oğlan göndermek zorunda kalıyorlar; Minotor‘un karnı doysun diye.

Atina Prensi Theseus, kral babası Aegeus‘a Minotor‘u öldüreceğini söyleyerek kurban kafilesine katılıyor. Girit‘e vardığı gibi Kral Minos‘un kızı Ariadna‘nın kalbini çalınca, o da Theseus‘a bir ip yumağı veriyor. Yumağı aça aça labirentin kalbine giden Theseus, Minotor‘un boğa başını kılıcıyla kesip, aynı yumağı toplaya toplaya evine dönüyor.

Labirent“in hikayesi labirent gibi değil mi? 😉


* “Sansür” NerdenGeliyo? bu vesileyle pek yakında…